Yazımızın Takdimine Şairin Yayın Faaliyetleriyle Başlayalım… Şiirin ve şairin başkenti Kahramanmaraş’ta doğan ve orada hayatını sürdüren Şair Arif Eren, ismiyle müsemma müstesna bir şahsiyettir. Zira o, hemen hemen her gün, hem ârif ve zarif olan hikmetli sözlerle, kültür, sanat ve edebiyatımıza katkılarda bulunmakta, hem de ses ipine samimi ve güzel mısralar asmaya devam etmektedir. Arif Eren’in şiir kitaplarını ve hakkında yazılanların çoğunu okudum. Bunların hepsi kendi alanında güzel çalışmalardır. Ancak onun hakkında yapılan inceleme, araştırma ve değerlendirmelerin birisini daha müstesna gördüğümden onu hepsinden ayırıyorum. O müstesna çalışma, Hatice Eğilmez Kaya’nın * Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı, Onikişubat/Kahramanmaraş, Türkiye, kemaltimur@hotmail.com 18 / İsmiyle Müsemma Zarif, Arif ve Mümtaz Bir Şair: Arif Eren Prof. Dr. Kemal TİMUR / 19 Ses İpine Söz Asan Şair Arif Eren1 adlı kitabıdır. Bu eserdeki tespitler, hem önemli, kapsayıcı ve derindir, hem de şiir gibi, su gibi, ırmak gibi akıcı bir üslupla ifade edilmişlerdir. Hatice Eğilmez Kaya, kitabında belki de çoğunlukla Arif Eren’in mısralarını alıntılamıştır ya da temel olarak onun mısralarını esas almıştır; ancak onları kendi üslubu içinde çok güzel bir şekilde eriterek, öğüterek ve adeta şiir gibi ifade etmiştir. Zaten ses ipine söz asan Arif Eren’e de böyle akıcı ve şiir gibi bir dil ve üslup yakışır. Hatice Hanım’ın çalışmasıyla ilgili daha güzel tespitlerim de var ama konumuz bu olmadığı için şimdilik kendisini tebrik ederek bunlarla yetiniyorum. Evet, Arif Eren’in sanatına mekân eksenli baktığımızda, memleketin güzel beldelerinde öğretmenlik görevini ifa ettiğini ve buralarda hayatını sürdürürken de zamanını verimli geçirerek güzel hizmetlerde bulunduğunu ve yaşamış olduğu tüm bu mekânlarda güzel şiirler yazdığını ve ses ipine güzel sözler astığını da müşahede etmekteyiz. Bilindiği gibi, Arif Eren’in ilk şiiri 1964 tarihinde Konya’da Fevzi Halıcı’nın çıkarmış olduğu Çağrı dergisinde yayınlanmıştır.2 Sonraki tarihlerde Arif Eren’in şiirleri Türkiye’de yayınlanan birçok önemli derginin sayfalarına da değer katmıştır. Bunlar “Çağrı, Defne, Toprak, Elif, Ilgaz, Varlık Yıllığı, Hisar, Türk Edebiyatı, Milli Kültür, Kültür ve Sanat, Doğuş Edebiyat, Dolunay, Bir Edebiyat Yaprağı, Tepe Edebiyat, Alkış, Güneysu, Çınar, Genç Kardelen, Kırağı, Kümbet, Harman, Seviye ve Mevsimler gibi çeşitli dergilerdir ki, bunların tümü ve özellikle de şiir alanında yayın yapan ve önemli okuyucu kitlesi olan fikir, 1 Hatice EĞİLMEZ KAYA, Ses İpine Söz Asan Şair Arif Eren-Monografi, Öncü Kitap, Ankara 2019. 2 Arif Eren, Hayatı-Sanatı-Şiirleri, Öncü Kitap, İstanbul 2010, s. 154. sanat ve edebiyat dergileridir.3 Bu dergileri ismen zikredişimin sebebi şudur. Zira bu dergilerin hepsi de uzun yıllar yayın faaliyetini sürdürmüş ve memleketin şiirine, sanatına, hikâyesine/ öyküsüne, romanına ve denemesine hizmet etmiş ve sanatın her alanında adeta birer mektep görevi görmüşlerdir. Dolayısıyla Arif Eren, şairliğinin yanında, önemli bir muallim de olduğundan, memleketin kültür ve sanatına mektep vazifesi yapan bu önemli dergilerde, güzel mısralarla güzel kokular bırakıp edebiyat ve şiirimize önemli katkılarda bulunmuştur. Böylece Arif Eren, memleketin birçok edebiyat dergisini, yazmış olduğu mısralarla donatmış ve o silinmez imzasını atmıştır. Zira kendisi de ifade etmiş olduğu ârifane sözlerin birisinde “Gerçek sanatçının ismini hiçbir silgi silemez” demiştir. Yine bu durumu mısralarında da ârifane ve zarifâne şu şekilde ifade etmiştir: Gönlüm ve kafam birer tezgâh Yüreklere sımsıcak sevgi Beyinlere bilgi dokurum Eskitemez öğrettiklerimi zaman Silemez imzamı hiçbir silgi. Dolayısıyla Arif Eren, bütün ismini zikrettiğimiz bu önemli dergilerde, ses ipine güzel ve silinmez mısralar asıp nakşetmiştir. Arif Eren’in ses ipine astığı mısralar sadece Türkiye’de değil; yurt dışındaki şiir ve sanatseverler tarafından da takip edilmektedir. Bu konuda kendisinin 2016 yılından beridir çıkarmış olduğu Mevsimler dergisi, hem e-dergi olarak hem de matbu olarak çıktığı için, dünyanın her tarafında edebiyat ve 3 Age., s. 154. 20 / İsmiyle Müsemma Zarif, Arif ve Mümtaz Bir Şair: Arif Eren Prof. Dr. Kemal TİMUR / 21 şiir meraklılarını bu ses ipine asılan şiirlerden haberdar edip istifade ettirmektedir. Yine Bir Tebessüm dergisi, 2 Haziran 2002 tarihinde Arif Eren ile ilgili bir özel sayı hazırlamıştır. Bir de Eren hakkında bazı lisans ve yüksek lisans tezleri yaptırılmıştır. Şair olarak bazı televizyon kanallarında tanıtılmış ve 2005 tarihinde Antalya Şair, Ozan, Yazar ve Ressamlar Kültür Derneği tarafından 2. Şairler buluşmasında da Yılın Akdeniz Büyük Şiir Ödülünü almıştır. Yazmış olduğu şiirler ise yaklaşık on sekiz antolojide yer almıştır. Arif Eren’in kitapları, ilki 1965 tarihinde olmak üzere, yaklaşık her on yılda bir, farklı isimler ve şiirlerle kitapları yayınlanmıştır: Bu Kent Sende Kalsın4 , Yurt Tesbihi5 , Hayatı Huzura Ayarlamak6 , Görkemli Denge7 , Zaman Yerinde Durmaz8 , Ses İpine Asılan Sözler-Seçilmiş Şiirler9 ve Ses İpine Söz Asan Şair Arif Eren.10 Arif Eren ile ilgili bir kısmı vefat eden ve bir kısmı hayatta olan birçok değerli şair, yazar, sanatçı, gazeteci ve akademisyen, onunla ilgili bir kitap oluşturacak kadar, yazılarıyla değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Ayrıca kendi çevresinde ona ve onun sanatına dair şiir yazanlar da olmuştur.11 4 EREN, Arif, Bu Kent Sende Kalsın, Yıldız Basımevi, Konya 1965. 5 EREN, Arif, Yurt Tespihi, Nilüfer Matbaa Tesisleri, İstanbul 1975. 6 EREN, Arif, Hayatı Huzura Ayarlamak, Semih Ofset, Ankara 1985. 7 EREN, Arif, Görkemli Denge, Dolunay Yayınları, Kahramanmaraş 1996. 8 EREN, Arif, Zaman Yerinde Durmaz, Öncü Kitap, Ankara 2006. 9 Ses İpine Asıla Sözler- Seçilmiş Şiirler, Ankara 2019. 10 Hatice EĞİLMEZ KAYA, Ses İpine Söz Asan Şair Arif Eren-Monografi, Öncü Kitap, Ankara 2019. 11 Arif Eren, Hayatı-Sanatı-Şiirleri, Öncü Kitap, İstanbul 2010, s. 4-164. Yukarıda saydığım tüm çalışmaları kıymetli bulmakla birlikte ben de onunla ilgili bir yüksek lisans öğrencime, hayatı sanatı ve eserleriyle ilgili akademik bir çalışmayı başlatmış bulmaktayım. Bu çalışmanın değerini de öğrencimin göstereceği gayret ve onunla ilgili ortaya koyacağı eserden öğrenme imkânı bulacağız. Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi, kıymetli dost Arif Eren, ayrıca birçok sosyal faaliyetlere ve önemli şiir etkinliklerine katılmış, yurt içinde ve yurt dışında aldığı davetlerle birlikte bazı ödüller de almıştır. Bütün bu faaliyetler, Arif Eren’in şiirinin benimsendiğini, sanatının değerinin bilindiğini gösterdiği gibi, onun sanatını toplumun faydasına kullandığını da fazlasıyla gösterir. Şahsım olarak, şairlerin yaradılışça ve fıtratça diğer insanlardan farklı yaratıldığını düşünenlerdenim. O halde hem fert hem de toplum olarak şairlere ve sanatçılara çok önem vermek gerekiyor. Zira şairler, her şeyi çok farklı algılarlar ve ifade ederler. Her insanda duygu olmakla birlikte şairlerin duyguları daha incedir, daha hassastır. Hemen hemen her olayı şairler daha farklı görürler ve algılarlar. Onların görme ve hissetme duyguları da diğer insanlardan farklıdır. Şairler, diğer insanlardan ziyade zor durumda oldukları anlarda bile umutlarını yitirmeden insanların önünü açan ve umut saçan insanlardır. Şairler, zor zamanlarında bile öyle güçlü bir iradeye sahiptirler ki, adeta dünyayı zayıf kollarıyla sürükleye sürükleye başka bir üstünlük noktasına, başka bir mükemmellik merkezine götürmeye çalışırlar. Şairler, her zorluğa ve olumsuzluğa rağmen, felâkete uğrayan insanları ve milletleri ayağa kaldıran insanlardır. Aynı zamanda şairler, toplumları aydınlatmak için haykıran birer kahramandır. Şairler, 22 / İsmiyle Müsemma Zarif, Arif ve Mümtaz Bir Şair: Arif Eren Prof. Dr. Kemal TİMUR / 23 milletlerin sözcüsüdür, yorumcusudur. Şairler, milletlerin yol göstericisidir. Şairler milletlerin kalbidir, atan nabzıdır, çarpan yürekleridir. Şairler milletlerin alınyazısıdır. Şairler, umumi şuurun temsilcisidir. Şairler bir milletin hafızasıdır, türküsüdür, şarkısıdır, masalıdır, hikâyesidir, ozanıdır. Ve öyle olduğundandır ki: “Şairleri susan milletler; sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidirler.” Sözün Zarif ve Ârifanesi… Söz ipine güzel şiirler asan Şair Arif Eren de yukarıda saydığımız şairlerin sıfatlarını fazlasıyla taşıyan ve ismiyle müsemma mümtaz bir şahsiyettir. Arif Eren, sanatını icra ederken öyle hikmetli, ârifane ve zarifane sözleri ses ipine asıyor ki, insanı gerçekten hayrette bırakıyor. Dolayısıyla onun şiirlerinde kullandığı mısraların ve ârifane ifade ettiği birçok sözün levhalara yazılıp ibretle insanların nazarlarına sunulması gerekiyor. İşte onun ses ipine astığı ârifane sözlerden örnek birkaç söz: -İnsanları sağır olan bir yerde şiir okunmaz. -Arif kişilerin söz hamuru mayalı olur. -Aklın vize vermediği hiçbir söz dil gümrüğünden geçmemelidir. -Kısmet neredeyse ayaklar oraya götürür. -İnsan, önce diliyle dost olup onun düşmanlığından kurtulmalıdır. -Yurdunu sevmeyenin canevi soğuk olur. -Kitap, aynadan daha vefalıdır, her yaşta insanı güzel gösterir. -Yağmur altında gözyaşları ifadesiz kalır. -Erkeğin gücü, kadına korku değil güven vermelidir. -Bir insana hak etmediği değeri verirsen, o ölçüde değerini kaybedersin. -Yanlış yolda yürüyen, gideceği adreste huzur bulamaz. -Dürüstlük her yerde geçerli bir kimliktir. -Mutlu evin penceresi, sokağa küsmez. -Kaderini kendi elinle yazsan bir değişiklik yapamazsın. -Yürümeyi sabır yolunda öğrenenin, ahlakı güzel olur. -Kapıdan girince duyduğum huzur, beni bir anahtar gibi kilitledi eve. Şiir ile Yoğrulan Bir Hayat… Arif Eren’in bu ârifane sözlerinden sonra ses ipine astığı farklı şiirlerinden alınan bazı mısraları da dikkatli nazarlarınıza sunmak ve genel olarak değerlendirmek istiyorum. Bense yağmurla beslenen Bir ırmak gibi sana akıyorum. (…) Düşün ki şairsin yeni şiirlerin var İnsanları sağır bir yerde kime okursun (…) Anıları yansıtan bir aynadır zaman. (…) Gönlümü mühürledim sevemem artık Vefasız sevgililer ele gidiyor. (…) Renkler unutuldu beyazdan başka Tek renge büründü tabiat. (…) Köyü bir mayın gibi kuşattı kar. (…) Böyle şakşakçı seyirci varken Telden ne diye insin cambaz. (…) 24 / İsmiyle Müsemma Zarif, Arif ve Mümtaz Bir Şair: Arif Eren Prof. Dr. Kemal TİMUR / 25 Bu inançla atmalı kalbin Nasıl olman gerekirse öyle yaratılmışsın (…) Dolu tüfek gibidir güzellik Ona duyulan ihtiyaç kadar Kullanmasını da bilmeli sahip olanlar Güzele şans tanımaz tedbirsizlik (…) Yürekteki sevda kora dönüşünce İnsanı terk eder normal düşünce (…) Gecenin huzur tülbendinden kalbine Süzülen bir sevinçle başlıyor gün Ömür takviminin yaprağında Bilemezsin neler yazılı bugün (…) İşte ses ipine söz asmak, bu mısralarda da ifade edildiği gibi, önemlidir, güzeldir ve insanın içini ferahlatan etkileyici bir şeydir. Evet, kökü mazide olmayan ve muhayyilesi güçlü olmayan bir şairin, böyle derin anlamlı ve bol imgeli şiirler ve ârifane sözler kaleme alması çok zordur. Ben yukarıya onun mısralarından seçmeler yaptım. Onun şiirlerini okurken not aldığım daha epeyce mısraı var. Ancak Arif Eren’in şiiri, şairliği ve kişiliğiyle ilgili birkaç konuya değindikten sonra onların bir kısmını da kısaca değerlendirmeye çalışacağım. Şimdi biraz da onun şiirinin anlam ve imaj dünyası ile devam edelim. Arif Eren’in Şiirinin Anlam ve İmaj Dünyası Öncelikle Arif Eren’in şiirinde kullandığı dil ve üslubu hem akıcı, hem sağlam, hem etkileyici ve hem de zengin imgeli bulduğumu, belirtmeliyim. Sadelikle birlikte biraz da kapalılık var gibi... Sanatın ön planda olduğu şiirlerde bunun da olması gerekir diye düşünüyorum. Şiirin bu durumuyla ilgili bakınız ne diyor Haşim: “Büyük şiirlerin medhalleri, tunç kanatlı müstahkem şehir kapıları gibi, sımsıkı kapalıdır, her el o kanatları itemez ve o kapılar bazan asırlarca insanlara kapalı durur.”12 Haşim’in de ifade ettiği gibi, o müstahkem şehir kapılarının şifreleri çözüldüğünde, belki de o zaman Arif Eren’in bazı şiir ve mısraları da daha farklı algılanıp yorumlanacaktır. Genel bir kural olduğu gibi, Arif Eren’in de her şiiri kendi içinde ve kendi anlam dünyasında değerlidir. Yine de bir seçmeye gidilirse “Bu Yerler Gönlüme Dar Geldi”, “Sonra Bulamazsın Aynalarda”, “Bu Kent Sende Kalsın”, “Zaman Yerinde Durmaz”, “Yurt Tesbihi” ve “Selimiye” şiirleri hem duygu bağlamında, hem tasvir, hem memleket hem de tarihi doku bakımından gerçekten üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken şiirlerdir. Bu şiirlerin bir kısmının lise ders kitaplarına girmesi gerektiğini de düşünenlerdenim. Zira onun şiirlerinde yeni ile eski birleştirilip adeta mezcettirilmiştir. Yine onun şiirinin derinliği, bazılarının ifade ettiği gibi sadece çağdaş da değildir. Arif Eren’in şiirleri, -Ziya Gökalp’in Yahya Kemal’e yönelttiği bir soru üzerine onun da ifade ettiği gibi-, adeta “kökü mazide olan bir âtî”dir. Çünkü Arif Eren, tanıklık ettiği asrın ruhunu verirken, bunu mazi ile de mezcederek adeta dizeleriyle resmediyor. Dolayısıyla Arif Eren’in mısralarının “kökü mazide olmakla birlikte geleceğe de yön verdiğinden”, onun şiirini okuyan her vatandaş kendisinden bir şeyler buluyor. Onun söz ipine astığı 12 Ahmet Haşim, “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar”, Piyale Mukaddimesi, Hazırlayanlar: İnci Enginün, Zeynep Kerman, Dergâh Yayınları, İstanbul 1987, s. 73 26 / İsmiyle Müsemma Zarif, Arif ve Mümtaz Bir Şair: Arif Eren Prof. Dr. Kemal TİMUR / 27 mısraları, her şiirseveri, sanatseveri ya da normal okuyucuyu kendi geçmişine doğru yolculuğa çıkardığı gibi geleceğe dair de güzel hayallere sevk ediyor. Yine Arif Eren’in ârifane sözleri ve şiir mısraları, daha çok bizim gönül coğrafyamıza hitap ettiklerinden, her sanatsever, kabiliyeti nispetinde onlardan faydalanıyor ve kendisinden bir his bulabiliyor. Özellikle de Görkemli Denge şiir kitabındaki mısralar dikkatlice ve tefekkürle okunduğunda, o akıcılığa, o imajlara, o imgelere ve o hislere hayran olmamak mümkün olmuyor. Arif Eren’in şiirinin başka güzel bir hasleti de, okuyanı ya da dinleyeni hiç rahatsız etmemesidir. Sanatta bu da çok önemlidir. Zira ses ipine asılan kelimeler o kadar akıcıdır ki, hiçbir kulağı tırmalamadıkları gibi her insanın kalbinin derinliklerini de etkileyecek ve saracak niteliktedirler. Yine Arif Eren’in şiirinde siyaset ve ideolojiden ziyade sanat ön planda olduğundan onun mısraları bu yönüyle de kimseyi rahatsız etmiyor. Aslında söz üstadı Arif Eren’in şiirlerinde kullandığı kelimelerin hemen hemen tamamı bizim günlük konuşmalarımızda kullandığımız kelimelerdir. Böyle olmakla birlikte bu sadelik içinde bir kapalılık da vardır. Zira bu ses ipine asılan kelimelerde dikkatli, derin ve usta bir şair ve sanatçı işçiliği vardır. Dolayısıyla bunları anlamak, duymak ve hissetmek için çok dikkat gerekmektedir. Bu derin ve şair ustalığına ve işçiliğine sadece küçük bir örnek vermek istiyorum. Bakınız “Sonra Bulamazsın Aynalarda” şiirinin ilk mısraları şu şekilde: Yağmur nasıl kandırırsa bozkırı Öyle kandırdın beni Bu dizeleri düz cümle haline getirelim: “Yağmur bozkırı nasıl kandırırsa, beni öyle kandırdın.” Şiir ile bu düz cümle okunduğunda malzemenin nasıl bir şair ustalığıyla işlendiğini görmek hiç de zor olmayacaktır. Çünkü şair işçiliği olan mısra, insanın hislerini derinden etkilerken, düz hali sıradan bir cümle olarak kalmaktadır. Ben sadece iki mısraı örnek verdim. Yoksa Arif Eren’in tüm şiirlerinde bu derin olan şair işçiliğini görmek mümkündür. Vermiş olduğumuz örneği pekiştirmek için aynı şiirin diğer mısralarının da çok sade ve akıcı bir şekilde devam ettiğini ve usta bir şiir işçiliğiyle yoğrulduğunu görmek için şiiri baştan sona verelim ki durum daha iyi anlaşılsın: Yağmur nasıl kandırırsa bozkırı Öyle kandırdın beni Umut denen o solmaz çiçeği Söküp attın canevimden Kendi elimle dövdürdün beni Kendi elimle yazdırdın adımı Divane defterine Hiçbir şeyde rastlamadığım Buruk bir tat veriyordu konuşman Güzelliğini ustaca kullanıyordun Bense yağmurla beslenen Bir ırmak gibi sana akıyordum Kendi suyumla boğdurdun beni Kendi suyumla yok ettin Yine de inkâr etmedim seni Hatıran hiç yitirmedi kutsallığından Bu hüzün, bu yalnızlık Bir şey eskitemedi senden Hâlâ durur güzelliğin gözlerimde Gel, onu sana vereyim Sonra bulamazsın aynalarda 28 / İsmiyle Müsemma Zarif, Arif ve Mümtaz Bir Şair: Arif Eren Prof. Dr. Kemal TİMUR / 29 Yine Arif Eren, birçok tasviri şiirinde, bazen kelimelerle adeta resim de çizer. Bu resim ve tablolar, tabi ki hayali olan görüntülerden ibarettirler. Ancak bunlar, ruh derinliği ve samimiyeti olan resimlerdir. Bir de Arif Eren, bu tarz şiirlerinde bu sanatın resimden üstünlüğünü de bir nevi ispat eder. Bilindiği gibi ses ve kelime, şairlerin temel malzemesidir. Tüm şairler bu malzemeyi kabiliyetleri nispetinde kullanıp işlerler. Şair Arif Eren de birçok şiirinde bu temel olan malzemeyi çok iyi kullanan kabiliyetli ve yetenekli bir şairdir. Yine örnek olsun diye ve bu nazarla Kahramanmaraş Şairler Parkı’nda da yer alan “Zaman Yerinde Durmaz” şiirini dikkatlice bir okuyalım: Zaman Yerinde Durmaz Harfler dilimde sıraya girdiler arkası arkasına Sana bir hoş geldin demek için Gözlerimin gözbebekleri heyecan içinde Benden daha sabırsızlar seni görmek için Bilirsin mutluluk için bir güvedir tereddüt Artık gel bir sebebin yok gelmemek için Zaman yerinde durmaz mevsim değişir Şimdi tam zamanıdır karar vermek için İnsanı hep engeller verilmeyen kararlar Elimizde bir belge yok yarına güvenmek için Rüzgâr sertleşir yapraklar uçuşur kuşlar gider Kimse buyur demez yalnızlığınızı gidermek için Her zaman bir sona doğru akar zaman Fırsat kollar aynalar bunu söylemek için Çok kez farkında olmaz insan eline geçen fırsatın Kıymetini bilmek lâzım sonra üzülmemek için İnsana her zaman böyle yâr olmaz şansı Gel artık bu şansı küstürmemek için Şair Arif Eren, günümüzün bazı şairleri gibi, bir kısım garip, sıradan, yavan ve anlamsız kelimelere pek itibar etmediği gibi bu tür kelimeleri yan yana; ya da alt alta sıralayıp şiir diye insanlara sunmayı da tercih etmez. O daha çok, gerçek ve kökü mazinin derinliklerinde olan ve bizi yansıtan öz şiirin peşindedir. Ayrıca şiirini herhangi bir ideolojiye feda etmeyecek kadar da sanatına hâkimdir. Kısacası Arif Eren, şiirine ve sanatına bağlı bir kalem… Şiiri mısralara dökmek için acele de etmiyor. Ancak hadiseleri gözetleyerek ve onlardan da hareketle şiirinde kullanabilecek kelimeleri yakalamaya çalıştığını da yapmış olduğum görüşmelerde müşahede ettim. Bu kelime avında çok acele etmeden ve avladığı kelimeleri dengeli bir şekilde ses ipine asmaya çalışıyor. Zaten o, çok yazmaktan ziyade daha çok kaliteye önem veriyor. Onun için de acele etmeden yazacağı kelimeleri kalp ve gönül süzgecinden geçirdikten ve epeyce düşünüp tefekkür ettikten sonra kâğıda döküyor. Bildiğim kadarıyla kâğıda döktükten sonra da çok acele etmiyor. O kelimelerin demlenmesini bekliyor. Adeta Mimar Sinan’ın temel attıktan sonra, zemini otursun diye, acele etmeden beklediği gibi… Sanat ve şiirin dışında diğer siyasi ve ideolojik konularla fazla ilgilenmediği için birçok kesimdeki insanlarla rahatlıkla dostluk da kurabiliyor. Ancak duygularında şair hassasiyetinin olduğunu da ifade etmem gerekiyor. Kahramanmaraş’a yerleştikten sonra, birkaç arkadaşla onunla ilgili sohbet ederken, o edebiyat dostlarım Arif Eren’in bu hassasiyetine değinince, ben de onlara Necip Fazıl’ı örnek verdim ve bu hassasiyetin ya da 30 / İsmiyle Müsemma Zarif, Arif ve Mümtaz Bir Şair: Arif Eren Prof. Dr. Kemal TİMUR / 31 ince duygunun tüm şairlerde olduğunu ve bu hassasiyetin tüm şairlerin adeta alamet-i farikası ve ortak özelliği olduğunu ifade edince, onlar da haklısın hocam dediler. Yine de şair Arif Eren’in, tanıdığım ve müşahede ettiğim kadarıyla, sakin bir yapıya sahip olduğunu da ifade edeyim. Bu sakinliği zaten şiirlerinde de görmek mümkündür. Ancak onun şiirleri dikkatlice okunduğunda bu sakinliği içinde çok etkileyici ve sarsıcı bir gücünün olduğunu da fark ediyorsunuz. Bunun yanında kendine has bir dili ve üslubu olduğunu da söylemiş olalım. Taklit değil yani... Geçmişten günümüze olan şiirimize hem şekil, hem de anlam olarak hâkim birisi... Dolayısıyla Arif Eren, kendine has ve taklit olmayan bir dil ve üslup yakalamıştır. Bilindiği gibi sanatta ve şiirde kendine has ve orijinal bir üslup yakalamak ve oluşturmak çok zordur; ancak bu olmadan da yeni ve orijinal bir şeyin ortaya çıkamadığını, işin ehli olanlar çok iyi bilirler… Bu bilgilerden sonra bir kısım söz ve kalem erbabının Arif Eren hakkındaki kanaatlerini de verelim. Şair Arif Eren Hakkında… Arif Eren, basılmış olan bazı şiir kitaplarını muhtemelen imzalayarak bazı önemli yazar, şair ve akademisyenlere göndermiş ve onlar da bu şiir kitaplarıyla ilgili bazen kısa bazen de uzun değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Bu değerlendirmelerden birkaçına, yazımızın içeriğiyle de örtüştüğünü göstermek için önemli bulduğumdan, burada değinmek istiyorum. Önemli bir sanatçı, şair ve aynı zamanda akademisyen olan Talat Sait Halman, 25 Şubat 1985 tarihinde ABD’nin New York kentinde yazdığı kısa değerlendirmesinde Arif Eren’in şiiriyle ilgili aynen şu cümleleri kullanır: “Türkiye gerçeklerinin en dokunaklı ve etkileyici ifadelerini veriyorsunuz şiirlerinizde… Akıcı, sağlam, sarsıcı üslubunuza da hayran oldum. Son zamanlarda okuduğum en başarılı şiir kitaplarından biri… Yurt Tesbihi… Umarım edebiyat çevrelerinde, hak ettiği ilgiyi görür, alkışlanır. Dert görmesin elleriniz…”13 Önemli bir akademisyen ve bir zamanlar siyasetçi de olan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, 14.03.1985 tarihinde Arif Eren’in şiir kitabıyla ilgili: “Saf şiire ulaşan bahtiyarlardansınız. Bu sözlerimde ancak samimiyet var. Yoksa sanatta gereksiz övgülerin, şairler için ne kadar tatsız olduğunu bilenlerdenim. Sizi bütün kalbimle tebrik ederim...” cümlelerini kurar. Edebiyatçı, eleştirmen, deneme yazarı ve akademisyen olan Prof. Dr. Mehmet Kaplan, 2 Şubat 1985 tarihinde: “Hayatı Huzura Ayarlamak adlı şiir kitabınızı aldım. Teşekkür ederim. Berrak, sâkin, akıcı, ince, sevgi dolu hepsi de… Sizlere saadetler dilerim”14 ifadelerini kullanır. Meşhur hikâye yazarlarından ve denemecilerden olan Sevinç Çokum, 08.06.1979 tarihinde Arif Eren ile ilgili şunları yazar: “Her eli kalem tutan tahlil ve tenkitte başarılı olamıyor. Kaleminizin kuvvetli oluşu, yerinde tespitleriniz, hatayı gözden kaçırmayışınız, Ahmet Kabaklı’nın dikkatini çekti. Sizin tenkit yazılarınız, dergiye, Türk edebiyatına çok şeyler kazandıracaktır…”15 Yazar Mustafa Ceylan da Arif Eren ile ilgili uzun bir değerlendirmede bulunur ve neticede şu önemli tespitleri dikkatlerimize sunar: “… Üstadımın şiiri hep ileriye giden ve insanın gönlünü, yüreğini dipten doruğa kaplayan bir güce sahip. Serbest vezin bir şiir ama sanki hece vezninin inci tanesi… 13 Arif Eren, Hayatı-Sanatı-Şiirleri, Öncü Kitap, İstanbul 2010, s. 31. 14 Age., s. 53. 15 Age., s. 51. 32 / İsmiyle Müsemma Zarif, Arif ve Mümtaz Bir Şair: Arif Eren Prof. Dr. Kemal TİMUR / 33 Kafiyeler, mısra sonlarındaki uyumlar ve şiirin başından sonuna dek seyir grafiği mükemmel… (…) Zaten Arif Eren demek, kalıcı ve has şiirin günümüzdeki önemli temsilcisi demektir. Kimileri günümüzde şiirimizin can çekiştiğini söylese de işte Arif Eren gibi bir elin parmakları kadar az sayıda da olsalar, şiirimizin can çiçekleri gibi, nakış nakış, renk renk has şiirin ürünlerini verip durmaktalar…” Mustafa Ceylan, “Zaman Yerinde Durmaz” şiirini tahlil ederken de Arif Eren ile ilgili şu ilginç cümleleri kurar: “Kıskanılacak bir şiir… Hocam kusurumu bağışlasın. Keşke ben yazsaydım bu şiiri… Keşke benim kahrolası kalemimden dökülseydi bu dizeler… Ama her yüreğin kapısı açılmaz ki böyle duygulara… Her dil ağız zindanından böyle ışıklı ve ışıltılı çıkmaz ki… Arif Eren, zaman isimli o anlaşılmaz boyutun şairidir. Bana göre anlaşılmaz olan zaman boyutunu, usta şair anlaşılır hale getiriyor. Zaman, her zaman bir sona doğru akıp gider derken de, bize bazı hatırlatmaları yapıverir usta… Elimize geçen fırsatların nasıl da farkında olmayız ve sonradan “keşke”lerin akrep kıskacıyla kendimizi vururuz, öyle değil mi? Şans/baht veya talih… Ne derseniz deyin; hep zaman eleğinin arasından gelip geçer… Zaman gökle yerin arasında, iki değirmen taşının arasında un-ufak olan insan ve çevresi için… Hele hisleri… Hele söyleyemedikleri için… Anlayamadıkları, göremedikleri için, zaman nasıl bir olaydır ki, onların da içinden su gibi akıp gider.”16 Şair, yazar ve aynı zamanda benim de kadim dostlarımdan olan Mustafa Özçelik de Arif Eren ile ilgili uzunca bir değerlendirme yapar. O değerlendirmesinden bir kısmını buraya almak istiyorum: “Yazdıklarımız, düşündüklerimizin, hissettiklerimizin ve yaşadıklarımızın ürünü olduğuna göre samimiyet sanatta aranması gereken ilk temel özellik olmalıdır. Ben Arif 16 Age., s. 5-20 Eren’de öncelikle bunu gördüğümü belirteyim. Bu toprağın, bu ülkenin, bu ülkede yaşayan insanların şairi olduğunun şuurunda ve bu mensubiyetten sevinç duymak şairi hemen kendi duygularından arındırıyor ve onu millet adına sevinen, üzülen bir yürek haline getiriyor. Arif Eren’deki bu samimi, yerli ve İslâmi ses bizi öncelikle ihlaslı eserlerle karşı karşıya getiriyor. (…) Arif Eren bir öğretmen olarak insanları aydınlatır fakat bununla övünmez, kelimeleri birer fikir çiçeğidir, güzel kokuları alırsınız o kadar… Çiçek belki sizden sadece sevgiyle dolu bir bakış ister.”17 Netice-i Kelam Ne diyelim… Sözü yine ismiyle müsemma, aziz dost, ârif ve zarif olan Eren’in ses ipine astığı mısralarıyla bitirelim… Gün olacak gene bir yolculuğunda Kim bilir kimleri hatırlayacaksın Hiç beklenmeyen güzel sebeplerle Arif bir gün sen de hatırlanacaksın 17 Age., s. 80-81. 34 / İsmiyle Müsemma Zarif, Arif ve Mümtaz Bir Şair: Arif Eren Kaynakça Ahmet Haşim, “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar”, Piyale Mukaddimesi, Hazırlayanlar: İnci Enginün, Zeynep Kerman, Dergâh Yayınları, İstanbul 1987. EĞİLMEZ KAYA, Hatice, Ses İpine Söz Asan Şair Arif Eren-Monografi, Öncü Kitap, Ankara 2019. EREN, Arif, Hayatı-Sanatı-Şiirleri, Öncü Kitap, İstanbul 2010. EREN, Arif, Bu Kent Sende Kalsın, Yıldız Basımevi, Konya 1965. EREN, Arif, Yurt Tespihi, Nilüfer Matbaa Tesisleri, İstanbul 1975. EREN, Arif, Hayatı Huzura Ayarlamak, Semih Ofset, Ankara 1985. EREN, Arif, Görkemli Denge, Dolunay Yayınları, Kahramanmaraş 1996. EREN, Arif, Zaman Yerinde Durmaz, Öncü Kitap, Ankara 2006. ARİF EREN’İN ŞİİR ANLAYIŞI V
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder